Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
baş ağrıtmak
Anlamı:

1. başını ağrıtmak


baş altı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldığı beş derecenin ikincisi


baş aşağı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İniş

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Başı aşağı gelecek bir biçimde

Örnek:

1. Dükkânın camında baş aşağı asılmış, yan yana dizilmiş bastonlar duruyordu.

1. Dükkânın camında baş aşağı asılmış, yan yana dizilmiş bastonlar duruyordu.


baş aşağı düşmek
Anlamı:

1. kişiliğinden kaybederek toplum içindeki durumu sarsılmak

Örnek:

1. Onun için hayatın bütün kanunu, bütün manası bu baş aşağı düşüşteydi.

1. Onun için hayatın bütün kanunu, bütün manası bu baş aşağı düşüşteydi.


baş aşağı etmek
Anlamı:

1. tersine çevirmek


baş aşağı gelmek
Anlamı:

1. tepesi üstü düşmek


baş aşağı gitmek
Anlamı:

1. işleri ters gitmek, sürekli zarar etmek


baş bağlamak
Anlamı:

1. başına bir örtü örtmek

2. başak vermek

3. birine veya bir şeye bağlanmak, intisap etmek

4. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , nişanlanmak


bas bas
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , `Yüksek sesle bağırmak` anlamına gelen bas bas bağırmak deyiminde kullanılan bir söz


baş baş
Anlamı:

1. ünlem , ünlem , ünlem , ünlem , Çocukların `Allah'a ısmarladık` anlamında ellerini başlarına götürmelerini sağlamak için söylenen bir söz


baş başa
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Birlikte, beraberce

Örnek:

1. Çalıştık bahçıvanla sabah akşam baş başa / Bu üç gülü büyüttük üç yiğit arkadaşa

1. Çalıştık bahçıvanla sabah akşam baş başa / Bu üç gülü büyüttük üç yiğit arkadaşa


baş başa bırakmak
Anlamı:

1. birinin, bir şeyle veya bir kimseyle yalnız kalmasını sağlamak

Örnek:

1. İçten içe bu duruma memnun olarak onları kavgalarıyla baş başa bıraktım.

1. İçten içe bu duruma memnun olarak onları kavgalarıyla baş başa bıraktım.


baş başa kalmak
Anlamı:

1. biriyle veya bir şeyle yalnız kalmak

Örnek:

1. Düşünceleriyle, iç sesiyle baş başa kalmayı tercih ederdi.

1. Düşünceleriyle, iç sesiyle baş başa kalmayı tercih ederdi.


baş başa olmak
Anlamı:

1. birlikte bulunmak, beraber yaşamak

Örnek:

1. Keyfimizce yaşamamıza mâni olur, baş başa olmamızı tercih ederim.

1. Keyfimizce yaşamamıza mâni olur, baş başa olmamızı tercih ederim.


baş başa vermek
Anlamı:

1. iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuşmak

Örnek:

1. Nahiye müdürü, mebus ve belediye reisi ile baş başa vererek bir şeyler konuşuyor.

1. Nahiye müdürü, mebus ve belediye reisi ile baş başa vererek bir şeyler konuşuyor.

2. dayanışmak

Örnek:

1. Neydi onunla böyle sıkı fıkı baş başa vermen, gizli planlar kuracak tenha köşelere çekilmen?

1. Neydi onunla böyle sıkı fıkı baş başa vermen, gizli planlar kuracak tenha köşelere çekilmen?


baş belası
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Sıkıntı, üzüntü, eziyet veren


baş bezi
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Mendil


baş bıçağı
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Ustura


baş bodoslaması
Anlamı:

1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Gemi omurgasının baş tarafta yükselmesi ile oluşan eğik veya dikey bölüm


baş bulmak
Anlamı:

1. kazanç bırakmak

Örnek:

1. Bu fiyata verirsem baş bulmaz.

1. Bu fiyata verirsem baş bulmaz.


baş çevirtmek
Anlamı:

1. başı arkaya doğru döndürtmek

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , birinin arkasından hayranlıkla baktırmak

Örnek:

1. Uzun boyu, kumral saçları, sevimli çehresiyle birçok kadınlara sokakta baş çevirtiyordu.

1. Uzun boyu, kumral saçları, sevimli çehresiyle birçok kadınlara sokakta baş çevirtiyordu.


baş dille tartılır
Anlamı:

1. `kişinin aklı, söylediği sözlerle ölçülür` anlamında kullanılan bir söz


baş döndürmek
Anlamı:

1. başarıdan, gururdan, sevinçten çok mutlu duruma getirmek, aşırı heyecanlandırmak

Örnek:

1. Ordu karargâhına giriş, artık bir mabede çıkılıyor gibi baş döndürür.

1. Ordu karargâhına giriş, artık bir mabede çıkılıyor gibi baş döndürür.


baş döndürücü
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Şaşkına, serseme çevirici

Örnek:

1. Günler, düzenlenen eylemlerin baş döndürücü heyecanıyla hızla akıp geçiyordu.

1. Günler, düzenlenen eylemlerin baş döndürücü heyecanıyla hızla akıp geçiyordu.

2. Çabuklukta olağanüstü, aşırı

Örnek:

1. Gözlerini açar açmaz bu baş döndürücü süratten başka bir şey hissetmedi.

1. Gözlerini açar açmaz bu baş döndürücü süratten başka bir şey hissetmedi.

3. Baygınlık verici


baş döndürücülük
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Baş döndürücü olma durumu